31.08.2026 • Monday İstanbul 6°C BIST 12.805
Dolar 43,27 TRY Euro 50,76 TRY Altın 6.621 TRY
Giriş
SON DAKİKA
Ekonomi

Türkiye 24 çeyrektir büyüyor! Ekonomistlerden önümüzdeki döneme ilişkin çarpıcı analiz!

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü.Böylece ekonomi art arda 24 çeyrekt

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü.

Böylece ekonomi art arda 24 çeyrektir kesintisiz büyüme serisini sürdürdü.

Ekonomistler, büyümenin sürdüğüne ancak ekonomide kontrollü bir yavaşlama ve sektörler arasında belirgin ayrışmaların görüldüğüne dikkat çekiyor. 

Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu ile Ekonomist Şevket Sayılgan, Türkiye ekonomisinin büyüme verilerine ilişkin Haber7'ye yaptıkları değerlendirmelerde, büyümenin devam ettiğini ancak yatırım iştahı, sanayi üretimi ve finansman koşullarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı. 

Ekonomistler, ekonomide büyümenin sürdüğünü ancak bu büyümenin kalıcılığı için üretim, verimlilik ve yatırımı destekleyecek yapısal adımların kritik önem taşıdığı yönünde oldu.

Kocaeli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, son GSYH verilerine göre Türkiye ekonomisinde dezenflasyonist politikalarla uyumlu kontrollü bir yavaşlamanın sürdüğünü belirterek, ”Yıllık bazda potansiyelin altında ancak dengeli bir büyüme patikasında kalındığını gösteriyor. Bir önceki çeyrekte belirginleşen ivme kaybının ardından çeyreklik bazda kaydedilen toparlanma, ekonomik aktivitenin dipten dönüş çabası içinde olduğunu gösteriyor” dedi. 

Harcama cephesinde iç talebin, hanehalkı tüketiminin desteğiyle büyümeyi sürükleyen ana motor olma niteliğini korumaya devam ettiğini ifade eden Soylu, buna karşılık, mali disiplin ve tasarruf tedbirlerinin devreye girmesiyle kamu harcamalarının daralması, para politikasındaki sıkılaşmayı tamamlayan bir çerçeve sunmuş gibi göründüğünü aktardı.

Makroekonomik dengeler açısından en dikkat çekici kırılganlığın ise sermaye yatırımlarında gözlendiğini dile getiren Soylu, “Sabit sermaye oluşumundaki durgunluk, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamında üreticinin kapasite artırma iştahının zayıfladığını teyit eder nitelikte. Dış ticaret tarafında ise iç talepteki soğumayla ithalatta yaşanan gerileme cari dengeyi desteklerken, küresel talep koşullarının ihracatı baskılaması dış talebin büyümeye katkısını sınırlıyor” ifadelerini kullandı.

Özgür Bayram Soylu, sektörel dinamikler incelendiğinde; tarım ve bilişim sektörlerinin dönemin üretim performansını yukarı taşıyan temel unsurlar olduğu, sanayinin ise ılımlı bir çizgide kaldığını aktardı. 

Sıkı para politikasına ve kredi koşullarına en duyarlı alanlardan biri olan inşaat sektörünün ise daralarak genel görünümden belirgin şekilde negatif ayrıştığına dikkat çeken Soylu, şöyle konuştu:

“Katma değerin fonksiyonel bölüşümünde ise işgücü ve sermaye payları arasındaki dengenin büyük ölçüde yatay seyrini sürdürdüğü görülüyor.

Genel itibariyle tüketim odaklı büyümenin hız kestiği, talep kompozisyonunun dezenflasyon sürecini destekleyecek biçimde yeniden dengelendiği bir döneme doğru gidiyoruz.

Ancak orta-uzun vadeli potansiyel büyümenin korunması ve kalıcı fiyat istikrarı için yatırım iştahını yeniden canlandıracak, arz yönlü verimliliği artıracak yapısal adımlara olan ihtiyaç varlığını koruyor.

Ama şunu unutmayalım, yatırımların durduğu ve üretken sermaye birikiminin eridiği bir ekonomide talebi kısmak, dezenflasyon sağlamaktan ziyade üretim kapasitesini felç edebilir.

Eğer üretim ve verimlilik reformları acilen devreye sokulmazsa, bugün yumuşak iniş olarak nitelediğimiz dengelenme süreci yarın telafisi imkânsız bir yapısal stagflasyon tuzağına dönüşme riski taşıyor.”

Ekonomist Şevket Sayılgan ise Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrek büyüme verilerinin, ilk bakışta olumlu ama ayrıntıya inildiğinde oldukça kırılgan bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, “Ekonomi ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak %2,3, bir önceki çeyreğe göre ise mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak %1,1 büyüdü. Böylece kesintisiz büyüme serisi 24 çeyreğe ulaştı. Ancak yıllık büyümenin ilk çeyrekteki %2,6'dan %2,3'e gerilemesi, büyüme hızındaki yavaşlamanın sürdüğünü gösteriyor” dedi. 

2026 ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla GSYH’nin yaklaşık 19,87 trilyon TL'ye ulaştığını dile getiren Sayılgan, sanayinin ekonomi içindeki cari fiyatlarla payının %18,6; imalat sanayinin payının ise  %15,8 seviyesinde olduğunu vurguladı.

Sayılgan, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetlerinin payının ise %24,5 ile ekonominin en büyük bloklarından biri olmaya devam ettiğini ifade ederek, “Ancak bu oranların cari fiyat verileri olduğunu özellikle belirtmek gerekir. Yüksek enflasyon ortamında nominal büyüklüklerin hızla artması, reel ekonomik dinamizm ile aynı şey değildir” diye konuştu.

Reel veriler çok daha öğretici olduğuna işaret eden Sayılgan, ikinci çeyreğe ilişkin şu bilgileri verdi: 

%2,3'lük büyümenin altında güçlü ve yaygın bir ekonomik genişleme değil, sektörler arasında ciddi ayrışma bulunuyor.

Dolayısıyla üçüncü ve dördüncü çeyrekte bu katkının normalleşmesi, büyüme oranını aşağı çekebilir.”

Ekonomist Şevket Sayılgan, ilk iki çeyrekte yıllık büyümenin yaklaşık %2,5 civarında seyretmesi nedeniyle mevcut OVP'deki %3,8 büyüme hedefinin yakalanmasının artık oldukça güçlü bir ikinci yarı gerektirdiğini söyledi.

Sayılgan, mevcut veriler altında tabloya ilişkin şunları kaydetti: 

Olumlu %3,2–3,5 Enflasyon hızla düşer, faiz gevşer, ihracat ve tüketim toparlanır Baz %2,6–3,0 Mevcut sıkılaşma ve ılımlı talep devam eder Riskli %1,8–2,3 Enerji şoku + dış talep zayıflığı + kredi sıkışması Bugün itibarıyla baz senaryoyu daha olası görüyorum.

Türkiye ekonomisinin bir resesyona girdiğini söylemek için veri yok.

Tam tersine GSYH büyümeye devam ediyor ve bazı öncü güven göstergeleri toparlanıyor.

Ancak %2,3'lük büyümenin arkasında oldukça kırılgan bir yapı var.

Yatırım zayıf. Sanayi momentumu düşük. Finansman pahalı. İç talep yavaşlıyor.

Net ihracatın katkısı ihracat patlamasından değil ithalat daralmasından geliyor.

Türkiye ekonomisi durmuyor; fakat gaz pedalından ayağını çekmiş durumda.

Şirketler açısından da ikinci yarının kazananlarını yüksek ciro yapanlardan çok nakit üreten, düşük kaldıraçla çalışan, stoklarını hızla çevirebilen, fiyatlama gücünü koruyan ve yüksek finansman giderinden kaçınabilen şirketler oluşturacak.”

Yorum Yap

Yorumlar admin onayından sonra yayınlanır. Üye olun veya giriş yapın daha hızlı yorum yapın.

Onaylı Yorumlar

Henüz yorum yok.